
düzenlenen festival, gittikçe daha zengin bir içerikle ve daha geniş bir
katılımla kutlanıyor. Yayla Festivali, adı üstünde bir festival, bir
şölen ve kutlama. İnsanlara bir araya gelme ve eğlenme imkanı sağlıyor.
Bu bakımdan her şeyden önce geniş kesimlere hitap eden sosyal bir
etkinlik olarak görülebilir.
Yaylaya vurgu yapması bakımından ayrıca bunu bir doğa ve çevre festivali olarak
da görmek gerekir. Yayla demek ilk elde dağlar demektir. Zengin bitki örtüsü
demektir. Otların çiçeklerim yaydığı kokular demektir. Doğanın kendini en temiz
halde insana sunması demektir. Yolların, trafiğin ve yerleşim alanlarının
girmediği, tabiatın tahribata uğramadığı alanlar demektir.
demektir. Yaylada insan tabiatla baş başa kalır. Yaylaya giden insan
doğanın kıymetini daha iyi anlar. Bu festivali her şeyden önce adından
ötürü kutlamak gerekir.
Diğer taraftan bunu bir tarih ve kültür etkinliği olarak da
görebiliriz. Çünkü yayla bizim için sadece bir mekan ve coğrafya değil.
Yayla bizim geçmişimiz. Özellikle yalı kuşağımız tümüyle yayla
kültüründen ve yayla yaşantısından geliyor. Kültürümüzün temel öğeleri
de suyunu bu yaşantıdan alıyor. Bunun izlerini türkülerde görmek mümkün,
hikayelerde görmek mümkün. İnsani değerlerimizde de bu geçmişin mayası
var.
Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda Yayla Festivali
Pazarcık’a tam olarak uyan bir festival. Bu fikri geliştiren, bunu bir
gelenek haline getiren, buna emek veren ve katkı sunan tüm insanları
kutlamak gerekir.
Yayla festivali, Pazarcık ve Narlı İşadamları Derneği’nin
geliştirdiği bir proje. Kısa adı PANİAD olan dernek bölgedeki en ciddi
sivil toplum kuruluşu hüviyetini taşıyor. Sadece üyeleri arasında
iletişim ve dayanışma sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda sosyal ve
kültürel taleplere de cevap vermeye çalışıyor. Yayla festivali de bu
çerçevede ele alınıyor.
kadar önemli olduğunu herkese gösterdi. Zaten hangi alanda olursa olsun
sivil toplum kuruluşları hem toplumsal ve siyasi gelişmenin ürünüdürler
hem de doğrudan bu gelişmenin öncüsüdürler. PANİAD da son üç yıl
içerisinde önemli değişimlerin öncüsü ve adresi oldu. Bu değişimlerin en
önemlisi, PANİAD’ın Kurucu Başkanı Kamil Dalkara’nın güçlü geleneksel
yapıların üstüne çıkmayı başararak Belediye Başkanı olmasıdır. Bu köklü
bir değişimdir. Sosyal ve ekonomik dengelerin değiştiği, yerel yönetim
mekanizmalarına yeni ölçülerin hakim olmaya başladığını gösteriyor.
belediyecilik anlayışı söz konusudur. Belediyenin toplum hayatındaki
yeri değişmiştir. Daha fazla hizmet, daha fazla şeffaflık ve daha fazla
verimlilik istenmektedir.
Başka bir ifadeyle, toplum kendisini ileriye taşıyacak yeni
kişi kurum ve mekanizmalar istiyor. Gelişmek de kalkınmak da böyle olur
zaten.
Bunun için var olan kurumların daha güçlü hale gelmesi ve yeni
yeni kurumların da toplum hayatına katılması gerekir. Bir toplumda ne
kadar sivil kuruluş varsa o kadar gelişme ve o kadar demokrasi var
demektir.
PANİAD kısa sürede önemli değişimlere imza attı. Artık sıra
daha kapsamlı ve somut projelerdedir. Bilhassa ekonomik ve sosyal hayata
ilişkin yeni çalışmalara ve yeni organizasyonlara ihtiyaç vardır.